Elif'in Atlası

Yaşa, Seyahat Et, Maceraya Atıl, Şükret ve Asla Pişman Olma

Sultanahmet Gezilecek Yerler

Sultanahmet Gezilecek Yerler

Sultanahmet gezilecek yerler açısından tarihi, turistik, kültürel, mimari, yerel açıdan birçok yapıyı barındırır ve İstanbul’da mutlaka gezilmesi gereken yerler arasında geliyor.

Yedi tepeli olarak bilinen İstanbul’un ilk tepesi Sultanahmet diye bilinmekte. Zengin tarihi dokusu ve kültürel zenginlikleri ile İstanbul’u tanımak isteyenlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken yerlerin başında geliyor. Sultanahmet’te gezilip görülecek o kadar yer var ki. Bende sizler için Sultanahmet gezilecek yerler listesinde mutlaka yer alması gerekenleri sıraladık.

İstanbul’u gerçekten İstanbul yapan yerleri görmek ve tarihinin derinliklerine bir yolculuk yapmak istiyorsanız ilk başlıyacağınız yer olmalı Sultanahmet. Yıllardır bir çok turisti kendine çekmiş olan bu değeri yerli gelin birlikte tanımaya çalışalım.

İstanbul’da gezip görülmesi gereken o kadar çok yer var ki, benimde halen görmediğim eminim başka yerler vardır. Kültür mirasımız olan ve Unesco Dünya Mirası Listesi’nde yerleri yazıma bu linkten ulaşabilirsiniz.

Sultanahmet Tarihi

Sultanahmet Meydanı

Tarihi çok eskilere giden Sultanahmet Meydanı, Roma ve Bizans İmparatorluğu dönemlerinde hipodrom olarak kullanılmış. Osmanlı döneminde şehzadelerin sünnet düğünleri burada yapılıyormuş. 1920 yılında İstanbul’un işgali sırsında Halide Edip mitingini bu meydanda yapmış. Günümüzde onlarca önemli eserin bulunduğu, insanların buluşma noktası olan bu meydan İstanbul’un en önemli meydanı olarak kabul ediliyor.

Sultanahmet Gezilecek Yerler

Sultanahmet’te gezip görebileceğiniz tüm önemli yerleri yazı boyunca elimden geldiği kadar anlatmaya çalışacağım. Daha detaylı bilgi almak için dilerseniz T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ait olan Kültür Portalı‘na bakabilirsiniz.

Sultanahmet Meydanı

Sultanahmet Meydanı

Günümüzde büyük bir bölümü yıkılmış ve yer altına halan Antik Hipordrom, Konstantin Hipodromu olarak biliniyor.Bugün Sultanahmet Meydanı olarak bilinen alan Bizans döneminde Hipodrom olarak kullanılıyormuş. Burada daha çok at yarışlarının yapılmasından dolayı Osmanlı döneminde bu alan “At Meydanı” olarak isimlendirilmiş. Belki de benim gibi çoğumuzda bu meydanda gezerken bastığımız yerin altında tarihi bir hipodrom olduğunun farkında değiliz.

M.S. 203 yılında  -o dönem adı Byzantion olan- İstanbul’da bir hipodrom inşa edilir. Yaklaşık 100 yıl sonra yani 3. yüzyılın hemen başlarında İstanbul Roma’nın başkenti ilan edilir ve imparatorluğun yönetim kadrosu ve hazineleri buraya getirilir. Tabii başkentin Roma İmparatorluğuna yakışacak güzellikte olması gerekir. Bu nedenle 1. Konstantin bizzat kendisinin takip ettiği hızlı bir imar çalışması başlatır. Bu imar çalışmalarından biri de hipodrom üzerine yapılır. Yapılacak yeni hipodromun en az Roma’da yer alan hipodrom kadar görkemli olması amaçlanır. Çalışmalar bitince ortaya 100.000 kişilik devasa bir hipodrom çıkar.

Günümüzde hipodromdan geriye Obelisk, Yılanlı Sütun ve Örme Dikilitaş gelebilmiş. Bu anıtlar hipodromun tam ortasında bulunuyorlarmış.

Beni ve daha birçok fotoğrafımı instagram adresimden takip edebilir ve Youtube kanalımdan paylaşımları izleyebilirsiniz.

Sultanahmet Camii

Sultanahmet Camii

Sultanahmet CamiiAyasofya’nın tam karşısında bulunan külliye ve cami. Yapının temeli 1609 yılında I. Ahmet döneminde atılmış. Açılışı 1616’da yapılsa da tamamlanması 1619 yılını bulmuştur.

Doğu Roma İmparatorluğu’nun Büyük Sarayı yerine inşa edilen camii bünyesinde külliye, medrese,  mektep, çarşı, kasr, darüşşifa, imaret ve türbe bölümleri var.

İstanbul’un tek altı minareli camii olan Sultanahmet’e içerisindeki çiniler nedeniyle “Mavi Camii olarakta anılıyor. Sultanahmet gezilecek yerlerin ilk sırasında olan Sultanahmet Camii’nin kubbesi 33.6 metre çapında, 43 metre yüksekliğinde. 260 pencereli yapıda bulunan medrese, günümüzde başbakanlık arşivi olarak kullanılmaktadır.

Ayasofya Müzesi

Ayasofya Müzesi

Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’da yapmış olduğu en büyük kilise olup aynı yerde üç kez inşa edilmiştir. İlk yapıldığında Megale Ekklesia (Büyük Kilise) olarak adlandırılmış, 5. yüzyıldan itibaren ise Ayasofya (Kutsal Bilgelik) olarak tanımlanmıştır. Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüştür.

Günümüz Ayasofya’sı İmparator Justinianos (527-565) tarafından dönemin iki önemli mimarı olan Miletos’lu (Milet) İsidoros ile Tralles’li (Aydın) Anthemios’a yaptırılmış. Tarihçi Prokopios’un aktardığına göre, 23 Şubat 532 yılında başlayan inşa, 5 yıl gibi kısa bir sürede tamamlanmış ve kilise 27 Aralık 537 yılında törenle ibadete açılmış.

IV. Haçlı Seferi sırasında İstanbul Latinler tarafından 1204- 1261 yılları arasında işgal edilmiş, bu dönemde gerek kent, gerekse Ayasofya yağmalanmış. 1261 yılında Doğu Roma kenti tekrar ele geçirdiğinde, Ayasofya’nın oldukça harap durumdaymış.

Ayasofya, Fatih Sultan Mehmed’in (1451-1481) 1453’te İstanbul’u fethetmesiyle camiye çevrilmiş. Fetihten hemen sonra yapı güçlendirilerek en iyi şekilde korunmuş ve Osmanlı Dönemi ilaveleri ile birlikte cami olarak varlığını sürdürmüştür.

1935 yılından beri müze olarak hizmet veren yapı, Ortadokslar için önemli bir yapı olan Ayasofya günümüzde de halen önemini sürdürmektedir. Giriş ücreti 60 TL, Müzekartlılara ücretsizdir.

Topkapı Sarayı

Topkapı Sarayı İç Mekan

Topkapı Sarayı, İstanbul Sarayburnu’nda, Osmanlı İmparatorluğu’nun 600 yıllık tarihinin 400 yılı boyunca, devletin idare merkezi olarak kullanılan ve Osmanlı padişahlarının yaşadığı saraydır. Bir zamanlar içinde 4.000’e yakın insan yaşamıştır.

Topkapı Sarayı Fatih Sultan Mehmed tarafından 1478’de yaptırılmış, Abdülmecit’in Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırmasına kadar yaklaşık 380 sene boyunca devletin idare merkezi ve Osmanlı padişahlarının resmi ikâmetgâhı olmuş. Kuruluş yıllarında yaklaşık 700.000 m.² lik bir alanda yer alan sarayın bugünkü alanı 80.000 m² dir.

Topkapı Sarayı, saray halkının Dolmabahçe Sarayı, Yıldız Sarayı ve diğer saraylarda yaşamaya başlaması ile birlikte boşaltılmıştır. Padişahlar tarafından terk edildikten sonra da içinde birçok görevlinin yaşadığı Topkapı Sarayı hiçbir zaman önemini kaybetmemiştir. Saray zaman zaman onarılmıştır. Ramazan ayı içerisinde padişah ve ailesi tarafından ziyaret edilen Kutsal Emanetler Dairesi’nin her yıl bakımının yapılmasına ayrı bir önem verilmiştir.

Topkapı Sarayı’nın ilk defa, adeta bir müze gibi ziyarete açılması Abdülmecit dönemine rastlamıştır. O dönemin İngiliz elçisine Topkapı Sarayı Hazinesi’ndeki eşyalar gösterilmiştir. Bundan sonra Topkapı Sarayı Hazinesi’ndeki eski eserleri yabancılara göstermek gelenek haline gelir ve Abdülaziz zamanında, ampir üslupta camekanlı vitrinler yaptırılır, hazinedeki eski eserler bu vitrinler içinde yabancılara gösterilmeye başlanır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle 1924 tarihinde halkın ziyaretine açılarak müze haline getirilmiş. 2020 yılı giriş ücreti 72 TL, Müzekartlılara ücretsiz.

Sultanahmet gezilecek yerler listesinin en baştaki yapılardan biri kesinlikle.

İstanbul Arkeoloji Müzesi

İstanbul Arkeolji Müzesi

İstanbul Arkeoloji Müzesi, Gülhane Parkı’ndan Topkapı Sarayı’na çıkan Osman Hamdi Bey yokuşunda yer bulunuyor. İçeride idaresi altında üç ayrı müze bulunuyor : Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk.

Arkeoloji Müzesi dünyada müze binası olarak tasarlanan ve kullanılan ilk 10 müze arasında yer alıyor. Eski Şark Eserleri müzesi Osman Hamdi Bey tarafından 1883 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Akademisi) olarak inşa ettirilmiş. Sonraki yıllarda ilk güzel sanatlar okulumuz olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin temellerini bu akademi oluşturmuş. istanbul müzeleri

Arkeoloji Müzesi neo-klasik mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. 13 Haziran 1891 yılında kapılarını ziyarete açmış. O günden beri ülkemizde 13 Haziran Müzeciler Günü olarak kutlanıyor. Türkiye’de müze olarak düzenlenmiş ilk kurumdur. İçerideki harika bahçesi ve kuş sesleri insanı sık sık kendisine çağırıp adeta keyifli dakikalar yaşamaya davet ediyor.

Ziyaret Saatleri: 09.00-18.00

Giriş Ücreti: 36 TL

Müze Karta Ücretsiz

*Pazartesi Günleri Kapalıdır.

Yerebatan Sarnıcı

Yerebatan Sarnıcı

Yerebatan Sarnıcı, Doğu Roma İmparatorluğu’nun en büyük yeraltı sarnıcı. 6. Yüzyılda bir bazilikanın altına yapılan Yerebatan, 140 metre uzunluğunda, 70 metre genişliğinde.

Yapıldığı dönemde sarnıca buraya 19 metre mesafede bulunan Belgrad Ormanları’ndan su taşınmış. Yapı, 336 tane sütun üzerinde durmakta. Osmanlı döneminde de sarnıç olarak kullanılan Yerebatan, 1980’li yıllarda onarıldıktan sonra ziyarete açılmıştır.

İçerideki ışıklandırmalar ve atmosfer kesinlikle görülmeli. Yoğun dönemlerde kapısından oldukça fazla kuyruk oluyor. Uyarmadı demeyin.

Gülhane Parkı

Gülhane Parkı

Gülhane ParkıTopkapı Sarayı’nın dış bahçeleri olarak kabul edilen park, dört yıl boyunca saray bahçeleri olarak kullanıldıktan sonra 20. Yüzyılın başında parka dönüştürülmüş.

Yaklaşık 100 dönümlük bir arazi üzerinde bulunan Gülhane Parkı’nda çay bahçeleri ve çocuk parkları mevcut. Gülhane Parkı, Tanzimat Fermanı’nın okunduğu ve Atatürk’ün Latin harflerini ilk kez tanıttığı yer olarak da bilinir. Gülhane Parkı denildiğinde Nazım Hikmet’in “Ceviz Ağacı” şiiri akla gelir.

Lise yıllarında okul gezisi olarak gittiğim parkta bindiğim kamikazeyi asla unutamam 🙂

Aya İrini Müzesi

Aya İrini Müzesi

Aya İrini Kilisesi, İstanbul’un hem ilk kilisesi hem ilk müzesidir! Aya İrini adı, “Kutsal Sulh” anlamına gelen Hagia Eirene (Aziz İren) isminden gelmektedir. Yaklaşık 2.500 yıllık bir tarihe sahip. Ayasofya’dan sonra Roma döneminde kalma en büyük mabettir.

Bugünkü Aya İrini, Konstantin döneminde yapılan kilise değildir. Yapının orijinali 532 Nika ayaklanmasında yanmış ve İmparator Jüstinyen tarafından yerine yenisi yaptırılmıştır. Aynı yüzyılda bir kez daha yansa da bu sefer yıkılmamış, onarılması yetmiştir. 738 yılındaki depremde zarar gören kilise onarılırken tüm apsisleri ve tavanı yeni fresklerle ve mozaiklerle süslenmiştir. İkonoklazma döneminde diğer tüm ibadethanelerde olduğu gibi tasvirleri kapatılmıştır.

Günümüzde Topkapı Sarayı’nın sınırları içinde bulunuyor.

Alman Çeşmesi

Alman Çeşmesi

Alman Çeşmesi, İstanbul’da Sultanahmet Meydanı`nda, Sultan I. Ahmed Türbesi`nin karşısında yer alan tarihi çeşme. Alman İmparatoru II. Wilhelm’in ziyareti için Almanya’da yapılan çeşme parça parça ülkemize taşınmış.

İçi altın, dışı çinilerle kaplı sekiz sütunlu çeşme 1 Ocak 1901 tarihinde parçalara birleştirilip bugünkü yerinde açıldı.

Sultanahmet’te Diğer Gezilecek Yerler

  • Milyon Taşı,
  • Binbirdirek Sarnıcı,
  • İbrahim Paşa Sarayı,
  • Firuz Ağa Camii,
  • Cağaloğlu Hamamı
  • Türk İslam Eserleri Müzesi
  • Arsta Çarşısı
  • III. Ahmet Çeşmesi
  • Büyük Saraylar Mozaikleri Müzesi
  • Şifa Hamamı,
  • Mozaik Müzesi,
  • Büyük Saray Mozaikleri Müzesi,
  • Bukoleon Sarayı,
  • Eski Şark Eserleri Müzesi,
  • Çinili Köşk Müzesi,
  • İslam Billim ve Teknoloji Tarihi Müzesi,
  • İstanbul Sağlık Müzesi,
  • Vakıflar Halı ve Kilim Müzesi,
  • Cumhuriyet Müzesi,
  • Sokullu Mehmet Paşa Camii’yi de dilerseniz Sultanahmet gezilecek yerler listenize ekleyebilirsiniz.

Beni ve daha birçok fotoğrafımı instagram adresimden takip edebilir ve Youtube kanalımdan paylaşımları izleyebilirsiniz.

elifinatlasi

Merhabalar, ben kim miyim? Hayallerinin peşinden koşan, dünyada ayak basmadik yer bırakmak istemeyen, aldığı maaşı uçak biletlerine yatıran, bulduğu her fırsatta kendini yollarda bulan, gülümsemesi hiç eksik olmayan, minyon, çıtı pıtı bir hatun kişiyim :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir