Tarihe Açılan Sokaklar Cihangir-Çukurcuma Gezisi

Sanata Çıkan Sokaklar Cihangir – Çukurcuma

İstanbul’dan her sokak her köşe başının ayrı bir hikayesi ayrı bir atmosferi var. Özellikle tarihte Beyoğlu’nun yeri bir başka. Her sokak sanata ve tarihi çıkıyor neredeyse. Bazıları günümüze ulaşamamış ama ulaşanda oldukça eser var. Biraz İstanbul sokaklarında kaybolup, zaman kapsülünde gezmeye ne dersiniz? Hadi gelin zaman tüneline girelim 🙂

Cihangir Sokakları

Cihangir-Çukurcuma Gezilecek Yerler

Bir şehri tanımanın en güzel yolu ara sokaklarında kaybolmak deriz hep ama yaşadığı şehrin ara sokaklarında kaç kişi kayboluyor, bunun için fırsat yaratabiliyor? Belkide her gün önünden geçtiğimiz çeşmenin hikayesini bilmiyoruz. Şahsen ben Dingo’nun Ahırı’nın gerçekten var olduğunu bilmiyordum.

Aya Triada Kilisesi

Sürekli olarak önünden geçtiğim ama varlığından bile haberim olmayan Aya Trida Kilisesi ile geziye başlıyorum. 1865 yılında kolera salgını baş göstermiş. Burada bulunan mezarlık Pangaltı’na taşınmış ve yerine 1880 yılında ibadete açılan Aya Trida Kilisesi inşa edilmiş. Ortadoks mezhebine ait İstanbul’daki en büyük kiliselerden olan, Aya Triada Kilisesi üç kutsal ruha adanmış; Allah, Kutsal Ruh, Hazreti İsa. Kilisesinin iç mekanı sadece ayin zamanlarda ziyaret edilebiliyor. Bahçe bölümünü dilediğiniz zaman gezebilirsiniz. Bu arada Aya Triada Kilisesi, İstiklal Caddesi’ne girince soldaki ilk sokağın içinde bulunuyor. Burger King’in arkasındaki görkemli yapı.

Aya Triada Kilisesi

Hovhan Vosgeperan Kilisesi

Taksim’deki Fransız Konsolosluğu’nun hemen arkasında Hovhan Vosgeperan Kilisesi. Kilisenin yerinde 1832’li yıllarda yurt, hastane, fakir çocuklar içinde bir okul ve kilise bulunuyormuş. Zamanla nüfusun artması ile 1838 yıllarının sonunda çevredeki arsada alınarak bugünkü kilise inşa edilmiş. Katolik Ermeni cemaatinin en büyük kilisesi olma özelliğine sahiptir.

Dingo’nun Ahırı

Atlı Tramvaylar zamanında, tramvaylar 2 atla çekilirken dik Şişhane yokuşunu çıkabilmek için Azapkapı’dan takviye at alarak yokuşu çıkabilirlermiş.

 Tramvay bu haliyle Taksim e kadar gelir, burada çıkartılan atlar, bu gün Taksim alanının batı kısmındaki sular idaresi maksemi ile Fransız konsolosluğu arasında bir ahırda bir süre dinlendirildikten sonra tramvaya bağlanmadan boş olarak Azapkapı’ ya götürülürlermiş.

 Taksim deki bu ahırı Dingo adlı bir rum vatandaş işletirmiş. Gün boyu bir sürü atın girip çıkmasından dolayı dilimizdeki ” Burası Dingo’ nun ahırı mı giren çıkan belli değil ” sözünün buradan geldiği söylenir.

Taksim Maksemi

1732 yılında inşa edilen maksem, Taksim Meydanı’ndan İstiklal Caddesine girince sağdaki ilk yapıdır. Sultan I. Mahmut döneminde İstanbul’a su getirilmesi için Belgrat Ormanları’nda su bentleri inşa edilmiştir.  Bentlerden gelen bu suyu şehrin değişik bölgelerine dağıtmak üzere su maksemleri yapılmıştır. Maksem, bir su dağıtma sarnıcı olarak da adlandırılır. Maksem sekiz köşeli, küfeki taşından bir gövdeye ve yine piramidal, sekiz köşeli bir çatıya sahiptir. Maksemin giriş kapısı üzerinde yer alan üç beyitlik talik kitabenin son iki satırı ebcet hesabıyla yapının tarihi olan 1732 yılını işaret eder.

Su Taksimi ve Taksim Maksemi

Özel Zapyon Lisesi

17. yüzyılın sonlarına doğru, Beyoğlu bölgesinin güzelliği yabancı diplomatların dikkatini çeker. Kısa sürede Boğaz ve Haliç manzaralı Beyoğlu sırtlarında birbiri ardına Büyükelçilik binaları yükselmeye başlar. Avrupalıları, Galatalı zengin Rum banker ve tüccarların aileleriyle Fenerli köklü aileler izler. Zamanla Beyoğlu’na doğru yaşanan bu iç göç sonucu nüfusu artan Rum cemaati, çocuklarının eğitim görebileceği okullara gereksinim duymaya başlar.

 1875’ de ana, ilk, orta ve liseden ibaret olan okulumuz ilk olarak Tepebaşı’ nda Meşrutiyet Caddesi 47 numaralı binada eğitime başlamıştır. 2 Haziran 1879’ da öğretmen yetiştiren bir akademi olarak yeniden düzenlenmesi üzerine yeni ve daha büyük bir binaya ihtiyaç duyulmuştur. Kostandinos ZAPPAS adında bir hayırsever, yapılacak olan yeni okulun tüm parasal sorunluluğunu yüklenir ve 1882’ de ölçüleri padişah 2. Abdülhamit’ in fermanıyla belirlenen bugünkü binanın temeli atılır. 1885 yılında okulun açılışı yapılmış. Günümüzde öğrenci sayısı 100 civarındadır.

Özel Zapyon Lisesi

Orhan Kemal Müzesi

Yakın edebiyatımızın önemli isimlerinden olan Orhan Kemal adına açılan Orhan Kemal Müzesi, Orhan Kemal’in anısını yaşatmak üzere İstanbul-Beyoğlu’nda kurulan müzedir. Müzede yazarın fotoğrafları, kitaplarının orijinal ilk baskıları, mektupları, özel eşyaları bulunmaktadır. Üç katlı bu binada ayrıca bir kitaplık ve alt katta İkbal Kahvesi adında bir kahve bulunur.

Asri Turşucu

Yeşilçam kokulu bu turşucuyu bir filmden hatırlıyor olmanız gerekiyor. İpucu vereyim mi 🙂 ‘Limon mu? Sirke mi?’. Hatırlayabildiğiniz mi? Adile Naşit ve Münir Özkul’un o tatlı atışmasını hatırlayanlar Neşeli Günler’in çekildiği o meşhur turşucu burası burası. 1913 yılından beri ayrı lezzetle işletilmeye devam ediyor. Gezinizde burada mola verip bir turşu içilir 🙂

Asri Turşucu

Adile Naşit Çıkmazı

Asri Turşucudan çıktıktan sonra solununa dönüp yola devam ettiğinizde ilk gördüğünüz ara Adile Naşit Sokağı ve Adile Naşit Çıkmazı olarak anılıyor. Orijinal hali ile kalmış nadir sokaklardan biri. Beyoğlu Belediyesi adını yaşatmak için Adile Naşit adını vermişler.  cihangir

Adile Naşit Çıkmazı

Zenovitch Apartmanı

Bu bölgede önceleri Levantenler oturuyormuş. Levantenler kim midir? Doğu Akdeniz’de ticaretle uğraşan kişilere denirmiş. Osmanlı döneminde Kapitülasyonlarla gelip ticaretle uğraşmışlar. Halen günümüzde az da olsa bu ailelerden var. Bu ailelerden birine ait olan Zenovitch Apartmanı şu an otel olarak kullanıyor.

Masumiyet Müzesi

Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk’un hem yazdığı bir roman hem de yaptığı bir müzedir. Pamuk 1990’lardan itibaren romanı ve müzeyi baştan beri birlikte düşündü. 1974 ile 2000’lerin başı arasında geçen aşk romanı, biri zengin diğeri orta halli iki aile üzerinden geçmişe dönüşler ve hatıralarla birlikte 1950-2000 arası İstanbul hayatını anlatıyor.

Müzede ise romanda anlatılan kahramanların kullandığı, giydiği, işittiği, gördüğü, biriktirdiği, hayal ettiği şeyler dikkatle düzenlenmiş kutu ve vitrinlerde sergileniyor. Giriş Ücreti : 25 TL

Ziyaret Gün ve Saatleri:

Salı, Çarşamba, Cuma, Cumartesi, Pazar: 10.00-18.00

Perşembe: 10:00-21:00

Fransız Mahkemesi

Burası Fransız Kapitülasyon Mahkemesi olarak geçiyor. O dönemlerde millet sistemi bulunuyormuş, Ermeni milleti, Yahudi milleti gibi. Milletler arası problem olursa kendileri arasında hallediliyor, eğer ki bir müslüman ve yahudi arasında bir sorun olursa da Kadı tarafından bakılıyormuş. Fransız Mahkemesi’de Fransızların kendi aralarındaki sorunları çözmek için kulladıkları mahkeme.

kamilpark.blogspot.com

Fransız Yetimhanesi

Fransız Yetimhanesi aslında yılladır boş durumda. İçinde bulunan kartonpiyercileri çıkaramamışlar. 5 dönümlük bir arazi üzerinde bulunuyor ve önünden geçerken farketmeyebilirsiniz. Fransız Saint Joseph Yetimhanesi 1868 yılında inşa edildikten sonra, Cumhuriyet’ten sonra tütün deposu olarak kullanılmış.

gezginturtle.tumblr.com

Cihangir ve Çukurcuma İstanbul’un içinde apayrı bir tarihi barındırıyor. Halen tarihin izlerini görmek oldukça mümkün. Yıllardır İstanbul’da yaşayan biri olarak kendi şehrimi keşfediyor olmak oldukça keyifli.

Mutlaka Demeniz Gereken Lezzetler

Miss Pizza: İstanbul’da yiyebileceğiniz en pizzaları  yaptıklarını söyleyebilirim.Odun fırınında yapılan pizzanın lezzeti ayrı oluyor. Bu kadar geziden sonra bir şeyler yemek iyi gelecektir.

Küçük Kurabiye Dükkanı: Bir kahve ve yanına harika zencefilli, kahveli kurabiyeler fena olmazdı dimi. Cihangir Oba Sokak’ta sizleri bekliyor.

İstanbul’da başka yerler keşfetmek isterseniz eğer, Balat yazıma göz atabilirsiniz.

Başka bir yazıda görüşmek üzere….   cihangir

6 comments

  • Erol Geygel dedi ki:

    Çok güzel anlatmışsınız. Severek okudum.

  • İhsan çörekci dedi ki:

    Harika bir yazı. O bölgeleri yıllardır gezememe rağmen bu yapıların çoğundan bihabermişim. Teşekkürler. En kısa sürede sizin bilgileriniz ışığında tekrar gezeceğim.

    • elifinatlasi dedi ki:

      Bende yıllardır önünden geçtiğim yerlerin farkında değilmişim. Ben teşekkür ederim.

  • Melikoğlu Ali. dedi ki:

    Sanki yaşamış gibi oldum.Fırsat bulduğumda sizin anlattığınız yerlerde yürüyeceğim. Çok teşekkür ederim. Müsaade ederseniz paylaşmak isterim bu güzel paylaşımınızı.

    • elifinatlasi dedi ki:

      Geri dönüşünüz için çok teşekkür ederim. Tabi ki paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir