Berlin Rehberi Kaynak: exertissupplychain.com

Berlin Gezilecek Yerler – Berlin Rehberi

Prusya’nın Görkemli Şehri Berlin

Berlin’e gitmeden önce kim bana Berlin’e mi gitsek dese orada ne yapılır ki derdim. Bana hiç cazip bir şehir ve görülmesi gerekiyormuş gibi gelmezdi. Gittikten sonra bu konudaki fikrim 180 derece değişti diyebilirim. Benim gibi düşünen birileri varsa belki benim yazımı okuduktan sonra bu konudaki fikri değişir. Giderken heyecanla içinde olur.

Almanya diyince akla gelen ilk şehirlerden biri Berlin. Yaşayan Türk nüfusunun oldukça fazla olduğu bu şehirde aslında bir gezginin arayabileceği her şey mevcut. Tarih, sanat ve keşfedilmeyi bekleyen sokakları ile biz gezginler için tam yeri diyebilirim.

Berlin Hakkında Bilinmesi Gerekenler 

Dil : Ülkenin resmi dili Almanca olup, halkın büyük çoğunluğu İngilizce bilmektedir.

Vize : Türk vatandaşları için Schengen Vizesi gerekmektedir.

Para Birimi : Almanya’da Avrupa Birliği’nin resmi para birimi olan Euro kullanmaktadır.

Saat Farkı : Berlin, Türkiye saatine göre 1 saat geridedir. Türkiye’nin uygulamış olduğu yaz saati politikası nedeniyle bahar ve yaz döneminde bu şekilde. Sonbahar ve kış döneminde ise 2 saat kadar fark vardır.

Berlin’ e nasıl gidilir : İstanbul’dan Thy, Pegasus ve Onur Air direk uçuşları ile gidebilirsiniz. Uçuş yaklaşık olarak 3 saat sürmekte. Ülkede 2 tane havalimanı var. Bunlardan biri Tegel Havalimanı ‘dır. Türk Havayolları İstanbul Havalimanı’ndan her gün 4 tane seferi bulunuyor. Pegasus Havayolları Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan diğer havalimanı olan Schönefled uçuşları bulunuyor. Onur Air ise, Tegel Havalimanı’na uçuşlar düzenliyor.

Hangisini kullanmak daha mantıklı derseniz bence ikiside aynı düzeyde diyebilirim. İkisinde toplu taşıma aynı oldukça iyi durumda.

Berlin Rehberi

Gezi İçin Uygun Mevsim : Berlin’in havası kuzey ülkeleri kadar soğuk olmasa da, yine de kışın Kasım’la Nisan arası hava sıcaklığı 0 ile 10 arasında oluyor. Hatta zaman zaman 0’ın altına bile düşebiliyor. Kışın kesinlikle gitmeyin demek istemiyoruz ama tabiki bisiklet kiralayıp dilediğiniz kadar gezmek, her yere yürüyüp açık havanın keyfini çıkarmak varken üşümenin de pek anlamı yok. Bu yüzden ilkbahar ve yaz ayları Berlin için en uygun aylar. Minik bir tavsiye, yazın bile gitseniz havaların birden soğumasına hazırlıklı olun ve yanınıza kalın bir iki şey almayı unutmayın. Berlin’de 12 gün kadar kaldım ve kaldığım süre boyunca sadece bir gün güneş görebildim diyebilirim. Bir kaç gün sonra baş ağrısı yapmaya başladı. Aklınızda bulunsun.

Şehir İçi Ulaşım : Şehir içi ulaşımda Welcome Card kullanabilirsiniz. Bu kart genelde turistlerin tercih ettiği bir kart. 48 saatlikten başlamak üzere, 72 saatlik, 4 günlük, 5 günlük ve 6 günlük seçenekleri var. Zamanı belirledikten sonra az önce bahsettiğim bölgeleri belirlemeniz gerekiyor. Onda da 2 seçenek var: AB veya ABC. Örneğin 48 saatlik AB biletinin fiyatı 20 euro, ABC biletinin fiyatı 23 euro. Bu kartı alıp almamak için önceden hesap yapmak gerek. Eğer ki müzeleri gezmeyi seviyorum derseniz 72 saatlik ve müze bölgesinde 5 müzeyide kapsayan karta 46 Euro vermeniz gerekiyor. Detaylı bilgiler için Tıklayın.

Konaklama : Berlin’in merkezi epey büyük bir bölgeye yayılmış durumda. Hatta her yer ayrı bir merkez diyebilirim. Genellikle konaklama için Mitte bölgesi tercih ediliyor. Sizde tercihinizi buradan yana kullanabilirsiniz. Hosteller gecelik 11 Euro’dan başlarken şehir merkezine yakın oteller 50 Euro civarından başlıyor.

O zaman artık benim gözümden gezmeye başlayalım mı 🙂

Berlin Gezilecek Yerler

Brandenburg Kapısı

Brandenburg Kapısı

Brandenburger Tor ya da dilimizdeki adıyla Brandenburg Kapısı, Prusya Kralı III. Friedrich Wilhelm’in emri doğrultusunda 1788-1791 yılları arasında inşa edilmiş.

Mimar Carl Gotthard Langhans’ın Atina’daki Akropolis’in ana giriş kapısından esinlenerek tasarladığı kapı; 26 metre yüksekliğe, 65,5 metre uzunluğa ve 11 metre derinliğe sahip. Almanya’da Neo-Klasik mimariyle inşa edilmiş ilk ve en çekici yapılardan biri olan kapıyı, 2 sıra halinde dizilmiş Dor düzenli 12 sütun destekliyor.

Birçoklarının ihtişamlı görüntüsü nedeniyle Berlin gezilecek yerler listelerinin ilk sırasına aldıkları yapının üst kısmında bulunan Quadriga isimli heykel, Johann Gottfried Schadow tarafından yaratılmış.

1793 yılında kapıya yerleştirilen heykel, 1806’da Napolyon’un ordusunun Berlin’i ele geçirmesi sonucunda Paris’e taşınmış. Ancak 1814’te Fransız kuvvetlerinin aldığı yenilgi sonrasında eser tekrardan Berlin’e getirilerek eski yerine tekrardan yerleştirilmiş.

Reichstag ( Parlamento Binası )

Reichstag

Kenttin en önemli simgelerinden biri olan Reichstag‘ın ikonik tasarımı, 1982 yılında düzenlenen bir yarışma sonucunda belirlenmiş. Bu yarışmayı kazanan Paul Wallot’un çizimlerine bağlı kalınarak 1884-1894 yılları arasında inşa edilen parlamento binası, Yüksek Rönesans ve Klasisizm akımlarından izler taşıyor. Binanın girişinde ziyaretçileri ünlü “Dem Deutschen Volk (Alman Halkı’na)” yazısı karşılıyor.

Yapıya ilginin yıl boyunca yüksek olmasını, çatısını süsleyen cam kubbe sağlıyor. Yeniden yapımı 1999 yılında tamamlanan kubbe hem gezginlere panoramik Berlin manzarasını izleme fırsatı veriyor hem de bina içerisine daha fazla güneş ışığı girmesine imkân tanıyor. Kubbeye çıkıp eşsiz manzaranın tadını çıkarabilmek için mutlaka web sitesi üzerinden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Dilerseniz bu yapıyı, özellikle çatısını, turlara katılarak keyifle gezebilirsiniz. En popüler turlardan bir tanesi Reichstag: Çatıda Kahve Molası turu.

Müzeler Adası

Müzeler Adası / Altes Müzesi

Mitte ilçesi sınırları içerisindeki Müzeler Adası, tarihe ve sanata meraklı bireylerin Berlin’de yoğun ilgi gösterdikleri bölgelerin başında geliyor. U-Bahn’ın 6; S-Bahn’ın ise 1, 2, 5, 7, 25 ve 75 numaralı hatları vasıtasıyla rahatça ulaşabileceğiniz ada üzerinde Berlin Katedrali dışında zengin koleksiyonlara sahip 5 müze faaliyetlerini sürdürüyor.

Altes Museum, adından da anlayabileceğiniz üzere, adada açılan ilk kültürel tesis. Karl Friedrich Schinkel tarafında tasarlanan binasında 1830 yılında ziyaretçilerini ağırlamaya başlayan müzede antik Yunan ve Roma dönemi eserleri sergileniyor.

Friedrich August Stüler’in imzasını taşıyan görkemli bir binada 1841’de faaliyete geçen; ancak II. Dünya Savaşı’nda ağır hasar aldığı için 2009’a kadar kapalı kalan Neues Museum‘un koleksiyonu, Antik Mısır ve tarih öncesi devirlere ait birbirinden değerli parçalardan oluşuyor.

1876’da açılan Alte Nationalgalerie içerisinde ise 1815-1848 yılları arasında Prusyalı sanatçılar tarafından yaratılmış eserler bulunuyor.

Yenileme çalışmaları 2005 yılında tamamlanan Bode-Museum, Orta Çağ’dan 18. yüzyılın son dönemlerine kadarki zaman aralığında üretilmiş heykelleri bünyesinde barındırıyor.

Bergama Müzesi

Bergama Müzesi

Bergama Müzesi’de de Müzeler Adası bölümünde bulunuyor. Oldukça etkileyici olduğu için bunu ayrıca yazmak istedim. İçeriğe girmek için oldukça fazla sıra beklediğimi düşünürsek neden ayrıca yazmak istediğimi anlarsınız 🙂

Bu müze aslında Anadolu’da gerçekleştirilen kazılarda Alman arkeologların gün yüzüne çıkardıkları eserlerin korunması ve sergilenmesi amacıyla 1910 yılında kurulmuş.

Adını aldığı Bergama Krallığı’na ve Milet Antik Kenti’ne ait kalıntıları bünyesinde barındırdığı için zamanla popüler hale gelen kültürel tesis, 1910-1930 yılları arasında Alfred Messel’in tasarımına bağlı kalınarak Ludwig Hoffmann gözetiminde inşa edilen gösterişli bir binada faaliyetlerini sürdürüyor.

Charlottenburg Sarayı

Charlottenburg Sarayı

Almanya’da Fransız tarzında düzenlenmiş ilk Barok bahçeyi bünyesinde barındıran Charlottenburg Sarayı, Prusya Prensesi Sophie Charlotte von Brandenburg için yazlık saray olarak 1695-1699 yılları arasında inşa edilmiş.

Yapı, Büyük Friedrich’in emri doğrultusunda 1740-1742 arasında genişletilerek günümüzdeki görünümünü almış. Hohenzollern Hanedanı döneminden kalma en büyük ve önemli yapı konumunda olduğu için saray, kente seyahat eden tatilcilerin Berlin gezilecek yerler listelerinde kendisine kolaylıkla yer bulabiliyor.

İlk tasarımını Arnold Nering’in, genişletme sürecindeki planlarıysa Georg Wenzeslaus von Knobelsdorff’un yaptığı sarayın en önemli bölümlerini, Altın Galeri ve Beyaz Salonoluşturuyor. Antonie Watteau’nun tabloları ile süslenmiş görkemli yapıda ayrıca Yeni Köşk, Belveder ve Kraliçe Louise’in mezarının bulunduğu Anıt Mezar da oldukça ilgi görüyor.

Berlin Katedrali ( Berliner Dom )

Berlin Katedrali

Berlin’in merkezinde yer alan Berlin Katedrali, 1905 yıllında inşa edilen önemli bir  Protestan kilisesi. Başkent Berlin’in sembollerinden biri olan bu katedral, hiçbir zaman tam anlamıyla katedral kategorisine girmemiştir. Sebebi ise burada bir Piskos yaşamamıştır. 1700’lü yıllarda inşa edilen bu yapı, çoğu kez değişikliğe uğramıştır. 2. Dünya savaşı sırasında yapı  tamamen yıkılmış olup 1905 yıllında tekrar Neo-Barok tarzda yeniden inşa edilmiştir. Katedralin yüksekliği 98 metredir. Katedralin içinde 270 basamak merdiven çıkıp yapının en üst noktasına ulaşılmaktadır. Buraya yolunuz düşerse mutlaka bu yapıyı ziyaret edip şehrin muazzam manzarasını izleyin. Merdiven çıkmak hiçte kötü değil. Emin olun bunu bir çok kez tecrübe ettim 🙂 Giriş ücreti : 7 Euro.

Berlin Duvarı & East Side Gallery 

Berlin Duvarı

13 Ağustos 1961’den 9 Kasım 1989’a kadar Berlin Duvarı kenti Doğu ve Batı Berlin olarak ikiye bölmüş. 46 kilometre uzunluğundaki duvar, kentin batı kısmını ablukaya almak amacıyla inşa edilmiş. Ancak 1989 yılında Doğu Alman bir yetkilinin televizyonda yaptığı bir açıklama sonrasında tamamına yakını Berlin halkı tarafından yıkılmış.

Birbirine paralel dizilmiş iki sıra taş ile varlığını hissettiren “Utanç Duvarı“ndan geriye kalan en önemli bölümü East Side Gallery oluşturuyor.

1,3 kilometre uzunluğa sahip anıt, 20’den fazla ülkeden gelen 105 sanatçının çalışmalarından oluşuyor. 1990 yılında ziyarete açılan galerinin en ilgi çekici kısımlarını Dmitri Vrubel ve Birgit Kinder’in çizimleri oluşturuyor. Rehberli turlara katılarak duvarın eskiden bulunduğu rotayı ve Doğu Yakası Galerisi’ni gezme fırsatı bulabilirsiniz.

Berlin Duvarı’na gitmenin en rahat yollarından biri belediye otobüsü. Ben Alexanderplatz’dan kalkan otobüslerle 15 dk’da oraya varabilirsiniz. Yürüyerek gezmek için fazla yakın sayılmaz.

Alexanderplatz

Kaynak: introducingberlin.com

Kente seyahat eden gezginlerin Berlin gezilecek yerler listelerine mutlaka dâhil ettikleri bir diğer mekânsa sosyal açıdan canlı Alexanderplatz.

Mitte ilçesinin merkezi konumundaki meydanın bulunduğu alan Orta Çağ’da sığır pazarı, daha sonraki dönemlerde ise askeri amaçlar için kullanılmış. 1809 yılında kenti ziyaret eden Rus Çarı I. Alexander’ın adıyla anılmaya başlanan meydan, günümüzdeki görünümünü büyük oranda 1971 yılında tamamlanan inşa sürecinin ardından edinmiş.

Meydanda dolaşırken karnınız acıkırsa Currywurst satan dükkânlara uğrayabilir, manzara izlemek için 12,5 Euro karşılığında televizyon kulesinin gözlem bölümüne çıkabilirsiniz.

Şehirdeki bir çok toplu taşıma aracı buradan geçiyor. Nereye giderseniz gidin bir şekilde yolunuz yinede buraya düşecektir. Benim en sevdiğim yerlerinden biri olmuştu.

Checkpoint Charlie

Checkpoint Charlie

Checkpoint Charlie (Checkpoint C) Kontrol Noktası, Berlin Duvarı ile ayrılan şehirde, batı tarafında ABD askerlerinin, doğu tarafında ise Sovyet askerlerinin nöbet tuttuğu Soğuk Savaş döneminden kalma en ikonik noktalardan. Berlin Duvarı’nın üzerindeki 3 geçiş kapılarından biri. Batı Almanya’dan bir yetkilinin Doğu Berlin’e girmesine izin verilmemesinin ardından, tankların sınıra dizilmesi ile Soğuk Savaşı’n en gergin günlerinden birinin yaşandığı olarak tarihe geçisini yukarıda anlatmıştık. Yıllar içinde de Berlin Duvarı’nın kalıntıları ile birlikte turistlerce en çok ziyaret edilen yerlerden biri olunca, Berlin ve Soğuk Savaş’ın sembollerinden biri haline gelmiş. Bu kulübe orijinal kontrol kulübesi değil, onun bir replikası. Gerçek Checkpoint Charlie yine Berlin’deki Allied Museum’da sergileniyor. Şimdi Checkpoint Charlie’ye gittiğinizde, mizansen olarak başında ABD bayraklarıyla, iki askerin beklediğini göreceksiniz. Geçitin öteki tarafında ise Sovyet askerlerine ithafen dev bir Sovyet askeri tabelası duruyor.  berlin rehberi

Berliner Fernsehturm ( Tv Kulesi )

Kaynak: videoblocks.com

Berliner Fernsehturm ismiyle de karşılaşabileceğiniz TV Kulesi Berlin’in sembollerinden biri olması amacıyla yapılmış. Berlin’in silüetinde bariz bir yeri var. 1969 yılında yapımı tamamlanıp açılmış ve yüksekliği 368 metre. Sembol olmasının yanı sıra tepesinde 360 derece Berlin manzarası görebileceğiniz, yemek yemek ya da bir şeyler içmek için oturabileceğiniz bir gözlem terası denilen kısmı var. Gözlem terası 203 metrede ve Berlin’in en yüksek barı diye geçiyor, restoran kısmı ise 207 metre yükseklikte. Restorana gitseniz bile masayı tutmak için bile ayrı para vermeniz gerekiyor. Cam kenarı ve ortaların fiyatı farklı. Gözlem terasında ise önceden alırsanız fiyat değişebiliyor ama genel olarak fiyatlar yüksek.   berlin rehberi

İki kat için de biletle ilgili ayrıntılı bilgi ve fiyatları buradan bulabilirsiniz. Kasım-Şubat aylarında her gün 10.00-24.00, Mart-Ekim aylarında ise her gün 09.00-24.00 saatleri arasında açık. Restorana gidecekseniz son giriş saati 23.00, gözlem kısmına çıkacaksanız son giriş saati 23.30.

Kaiser Wilhelm Anıt Kilisesi

Kaiser Wilhelm Anıt Kilisesi

1890’larda inşa edilen ve 1943’te ağır bir hava saldırısının ardından büyük hasar alan Kaiser-Wilhelm Kilisesi, Batı Berlin’in simgelerinden bir tanesi. 2. Dünya Savaşı döneminde Amerikan Hava Kuvvetleri tarafından ciddi bir zarar görmüş ama buna rağmen bu tahribat sonrası kısmen ayakta kalmayı başarmış. Yaşananları anıtlaştırmak için kiliseyi renove ederken çatısını özellikle yapmışlar. Yan tarafında 1963’te tamamlanan yeni kilise binasını göreceksiniz.

Victory Column

Victory Column

Tiergarten Parkı’nın kalbinde yer alan Victory Column, Heinrich Strack tarafından tasarlanmış. İnşasına 1864’te başlanan anıtın yapım amacı, aynı yıl içerisinde Danimarka’ya karşı kazanılan zaferin kutlanmasıymış.

1873 yılındaki tamamlanma sürecine kadar eserin galibiyetle sonuçlanan Avusturya ve Fransa savaşlarını da simgelemesine karar verilmiş.  berlin rehberi

Anıt, ilk başta bugün Platz der Republik olarak adlandırılan Königsplatz Meydanı’nda yer alıyormuş. Ancak 1938’de Hitler’in emriyle bugünkü yerine taşınmış ve Berlin’in dünyanın başkenti olduğu fikrini desteklemesi için yapıya 4. kısım eklenerek yüksekliği 67 metreye çıkartılmış.   berlin rehberi

Yapıya görkem katan üst kısımdaki Roma zafer tanrıçası Victoria’yı temsil eden bronz heykel, Friedrich Drake’in imzasını taşıyor. 35 ton ağırlığa, 8,30 metre yüksekliğe sahip heykelin hemen altında ise kentin büyük bölümüne hâkim bir seyir terası bulunuyor. Parkı oldukça güzel bir açıdan görebileceğiniz bu yapıyı es geçmeyin derim.

Sony Center

Sony Center

İsminden de anlaşılacağı gibi Sony sponsorluğunda 2000 yılında yapılmış. İçinde IMAX sinema, restoran, kafeler ve Legoland bulunuyor. Modern bir mimariye sahip büyük ve eğlence merkezi konumunda olduğu için oldukça ilgi çekiyor. Mutlaka görülmesi gerek mi derseniz bence gerek yok. Yolunuz bu tarafa düşerse gece ışıklandırması oldukça harika.

Pratik Bilgiler

3-Days Museum Pass Berlin (3 Günlük Berlin Müze Kartı)

Berlin’deki 30’dan fazla müzeye ücretsiz giriş yapma imkanınız oluyor. Normal fiyatı 29 Euro; çocuklara, öğrencilere ve engellilere(minimum %50 engelli olmak ve ispat etmek şartıyla) 14.50 Euro. Bileti online, Berlin Turist Bilgi Merkezleri’nden, birçok müze ve otelden satın alabilir ya da bilgi alabilirsiniz. Bu kartla girilen müzelerin listesi için buraya tıklayın.   berlin rehberi

Her gün Brandenburg Kapısı çıkışlı olarak 10.00, 11.00, 12.00 ve 14.00 saatlerinde Sandemans‘ın ücretsiz şehir turu var. Gittiğiniz gün şehri gezmeye bu turla başlamak bizce çok iyi bir alternatif olacaktır. Tur yaklaşık 2.5-3 saat sürüyor, göreceğiniz yerlerin arasında Brandenburg Kapısı, Checkpoint Charlie, Berlin Duvarı, Yahudi Anıtı, TV Kulesi ve daha birçok yer var.  berlin rehberi

Tur Programı

Berlin bir çok etkinliği turlara katılarak yapabilirsiniz. Size uygun mutlaka bir tur bulacaksınız. Nehir turundan bisiklet turuna kadar bir çok seçenek bulunan GetyourGuide öneririm.

Berlin’de Yapılması Gerekenler 

Mutlaka Nehir Turu Yapın

Spree Nehri üzerinde yapılan tekne turunda bir çok yapıyı görme imkanınız olacak. Hükümet binası, Bellevue Sarayı, Berlin Katedrali ve Müzeler Adasını panoramik bir şekilde rehber eşliğinde gezme imkanınız olur. Tur fiyatları yapılacak turun süresine göre değişiklik gösteriyor. Soğuk bir havada yapmayın derim ama. Dışarda oturmak zorunda kalıp teknenin içine tıkılı kalıyorsunuz…   berlin rehberi

Kreuzberg Sokaklarında Kaybolun

Kreuzberg

Kruezberg 19. yüzyılın ortalarında tipik bir işçi sınıfı mahallesi olarak kurulmuş. Graffiti konusunda öncü olan Berlin’de özellikle bu bölge bu konuda oldukça popüler konumda. Hem farklı lezzetleri denemek hemde harika graffitileri görebileceğiniz tek adres. Sokaklarda kaybolmak istemem derseniz bu bölgeyi 3-4 saatlik bir turla rehber eşliğinde gezebilirsiniz.  berlin rehberi

Ben gezimin sonuna geldim. Berlin’de 2 hafta kadar kaldım. Yukarıda yazdığım yerleri gezmek için en azından 3-4 güne ihtiyaçınız olacaktır. Ayrıca vakit ayrıma imkanınız olursa Berlin’e 1 saat mesafedeki Potsdam‘a gitmenizi tavsiye ederim.

Seyahatle kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir